Rusya ve Ukrayna… 2 ülkede dünyanın buğday ambarlarının başında geliyor. Ancak iki ülke arasında yaşanan savaş, buğday fiyatlarını sert bir şekilde yükseltti.

Öyle ki fiyatlar mart ayında en yüksek seviyeye ulaştı. Ülkeler ise bu krizi atlatabilmenin yollarını arıyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü ve Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu, şöyle konuştu:

“Savaştan biraz daha öncesine bakmamız gerekiyor. COVID-19 zamanında enerji fiyatları yükseldi. Enerji fiyatları yükselince gübre fiyatları da yükseldi. Dolayısıyla bütün tarım üretimi de pahalandı ve bütün gıda fiyatlarında bir artış görüldü. Yakıt fiyatları arttı gübre fiyatları arttı tabii ki de çiftçilerin de yükleri giderleri arttı. Bu da direkt olarak tahıl fiyatlarında buğday ya da diğer ürünlerde artışa sebep oldu. Bu da tabii ki piyasayı etkiledi. Sonrasında savaş geldi şimdi de bu ürünlere erişimde bir problem yaşanıyor. Buğday ve diğer tahıllardaki stok durumları bunların ihracatı pahalı bir hale geldi çünkü riskler var. Transfer lojistikleri ya kullanılamaz bir halde ya da zorlaştı. Yine bu da gıda fiyatlarını etkiledi.”

Savaş ile birlikte birçok ülke gıda arz güvenliği endişesi duyuyor

Çin, Rusya, Ukrayna ve Hindistan… 4 ülke de dünyanın önemli buğday üreticileri arasında. 4’ü de buğday ihracatına yasak ya da kısıtlama getirdi. Bu durum en çok tahıl ithalatına bağımlı olan Afrika ve Ortadoğu ülkelerini etkiledi. Fakat kısıtlamalar uzun vadede başka bir soruna kapı aralayabilir.

Viorel Gutu, “İhracat sınırlandırmaları ya da yasakları bizim açımızdan hiç hoş karşılanmıyor. Ülkelere bunun kullanmak zorunda olmadıkları bir araç olduğunu söylüyoruz. İhracat yasakları global ya da bölgesel ticaret için de kötü. Bu bir ülkedeki çiftçileri de kötü etkiler. Tabii ki tüketimde de geçici bir etkisi olur” dedi.

Rusya yılda yaklaşık 30 milyon ton buğday ihracatı yapıyor. Ukrayna ise 20 ila 25 milyon ton arasında… Krizin büyümesinin en önemli nedenlerinden biri tedarik krizi. Milyonlarca ton tahıl, savaş nedeniyle dünyaya dağıtılmak için limanlarda bekliyor. Zira tahıl koridorunda güvenlik sorunu yaşanıyor.

Karadeniz’de oluşturulacak güvenli tahıl koridoru için türkiye de devreye girdi. Rusya ve ukrayna’dan ihraç edilen buğdayın güvenli şekilde dünyaya dağıtılması için müzakereler sürüyor.

Türkiye Dünya buğday üretiminde 9. sırada

Üretiminin yanı sıra ithal ettiği buğdayı da işleyip ihraç ediyor. Un ve makarna ihracatında dünya sıralamasında ise ilk 5’te.

Buğdayın anavatanı Türkiye’de de üretim rakamları oldukça sevindirici. Öyle ki bu yıl 19 buçuk milyon ton buğday rekoltesi bekleniyor. Yani geçen yıla oranla, 2 milyon ton fazla buğday hasat edilecek. Bu rakamlar ışığında stok ve tedarik sorunu da bulunmuyor.

İstinye Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Hamit Köksel, buğday ıslahı konusunda şu ifadelere yer verdi:

“Biz buğdayda çoğu yıl istisnai yıllar dışında kendimize yeten bir ülkeysek bunda tarımsal araştırma enstitülerin çok önemli payı var. Biz buğday ıslahı konusunda iyiyiz yaklaşık 100 yıldır ıslah yaparız. Ve bu enstitülerde yetiştirilen çeşitler şu anda ülkemizin her tarafında hatta ülke dışında birçok yerlerde de mesela Azerbaycan’da Kıbrıs’ta bunlar yetiştirilmekte. Bizim tarımsal araştırmacılarımızın yaptığı çalışmalar sadece bizi doyurmakla kalmıyor, başka çevremizdeki ülkelere de yarar sağlıyor.”

Buğdayın geleceği için gözden kaçırılmaması gereken bir durum da iklim değişikliği.

İklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltmak için planlamanın şimdiden yapılması gerekiyor.

Kurak tarımını da düşünüp küresel ısınmayla birlikte kurak bölgelerle ilgili tarımı nasıl yapacağımızı araştırmak gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Köksel, sözlerini şöyle devam etti:

“Bununla ilgili araştırmalar var ama uygulamaya da geçmesi gerek. Bununla ilgili uygulamalarda sıkıntılarımız var. Bazı çiftçiler buğdayı 8-9 defa suluyorlar. Konya Ovası’nda duyuyorsunuz obruklar oluşuyor ve bu tarımı yapılmaz hale getiriyor. Biraz daha planlı hem desteklemelerde hem de hangi bölgelerde hangi ürünler ekilecek bunların daha iyi planlanması gerek.”

Kamera: Musa Toprak

Kurgu: Ufuk Özenateş

Kaynak: TRT Haber